17 Kasım 2012 Cumartesi

Tarkan Adımı Kalbine Yaz Sübliminal Mesaj


Selam gençler. Bir sübliminalle daha karşınızdayım.

Önceki sübliminalde, (Tarkan-Öp’teki sübliminal mesaj hakkında) yalanlayanlar oldu da, ona bir cevap vereyim öncelikle,

O eğer sübliminal mesaj değilse, onu ikinci kez, hem de daha yakından göstermezdi. Sanırım yazıda benim yakınlaştırdığım sanılmış. Orada klibin gidişatı o, resmen sırtını çekiyor kadının. Bu da sübliminal olmama ihtimalini düşürüyor.

Şimdiki sübliminal yine Tarkan’dan.



Şimdi aşağıdaki görüntü, 4.20’de saliselik geçiyor. Hatta orada birsürü saliselik şey geçiyor. Oradakileri durdurana kadar anam ağladı anasını satim, nasıl saliselikse, daha bile kısa olabilir. Neyse bi 50-55 kez durdurma girişiminden sonra durdurdum, ve orada bir sürü saliselik şey geçmesine rağmen bu denk geldi.





Ve gördüm ki, buradan milyon tane “sex” yazısı çıkar. Nasıl algılarsan algıla, başka şeyler de yazıyor olsun, ortada kesinlikle bir “E” harfi var. Bu yazı zaten çok kısa bir sürede geliyor ekrana, ve birkaç farklı varyasyon ; (resimlere tıklayıp büyütmenizi tavsiye ederim)












Ve daha fazlası ..

Ve eminim ki yakalayamadığım öbür saliselik mesajlarda da var.

Şimdilik bu kadar.

Uyumayın. Hadi görüşürüz.

15 Kasım 2012 Perşembe

Tarkan Öp Klibindeki Sübliminal Mesaj


Selam arkadaşlar, söz verdiğim gibi, sizlere, şu ana kadar fark edilmemiş sübliminal mesajlardan göstericem. Daha doğrusu 1 tanesini göstericem.


Kısa bi yazı zaten, okumayanlar ve bilmeyenler okursa süper olur.

Bir de backmasking yöntemi var bilirsiniz. Şarkıları tersten dinleyince yine bir anlama gelmesi, daha doğrusu bu yönteme backmasking denir. Bu klipte de öyle bir mesaj var deniyor, inanıp inanmama mevzusunu size bırakıyorum. (Bu videoyu ben yapmadım haberiniz olsun)


Neyse bizim sübliminal mesajımıza gelelim.





Dahası var ;




Bu ne lan ? Tarkan her zaman yaptığı gibi klibe bi erotizm katıcak ya. Burada da onu yaptı değil mi ? 
Kadını arkadan çektirerek göğsünü gösterdi değil mi ?

Burada hem bilincimize, hem de bilinçaltımıza bir mesaj var. Bilincimize olan kısım malum göğüs. Bilinçaltımıza olan kısım ise ;



Klibi izlerseniz zaten bu görüntünün biraz da klibin gidişatına aykırı bir görüntü olduğunu fark edersiniz.

Bunu gördükten sonra zaten öncekini de fark etmişsinizdir, fark edemeyenler için,






Uyumayın. Hadi görüşürüz.


13 Kasım 2012 Salı

Sübliminal Mesajlar


Selam arkadaşlar tekrar, ilk yazımda bu blogun bir günlük formatında olacağını söylemiştim fakat bunu değiştirme kararı aldım. Biraz daha sübliminal mesaj tadında bir blog olacak bu blog.

Zaten artık duymayan kalmamıştır da, yine de bir tanıtayım size sübliminal mesajları.

Bu arada bundan sonra iki saat sübliminal yazmaktansa şuna sübo diyelim de daha iyi olur.

En bilinenleri :

Bu kartta mesela sübolardan bahsediliyor, tabi buradaki mesaj bizim görebilmemiz için yapılmış, dondurmanın kreması ve buzda yazan yazıyı herkes görebildi galiba.









Bunları zaten konuyla az buz ilgisi olan herkes biliyordur, örnek olsun diye koydum.

Tabi sübolar sadece “sik-sok” şeklinde olmuyor, bir ürünü satmak için de kullanılabilir mesela. Veya bir kişiye olan önyargıyı yaratmak veya kırmak için bile olabilir.

Bunları, bilinçaltımız algılıyor,  zaten subliminal Türkçede bilinçaltı demek, daha doğrusu “bilinçaltısal” gibi bir anlamı var sanki, mesela “duygusal” kelimesinin, anlamı “duygu” değil de,  “duygu ile ilgili” olması gibi * , Subliminal da “bilinç altı ile ilgili” oluyor. Yani “bilinçaltısal”. Biliyorum bunun konuyla ilgisi yok ama bi tanım yapma gereği duydum.

Şimdi ben de bazı ünlü kliplerde geçen sübolardan bazılarını tespit ettim de, bunları tek tek yazılarda koyucam. Neden tek tek derseniz, bir yazının, o süboyla ilgili başlığı olmalı. Ama malum bu yazının başlığı o değil. Daha kolay görülebilmesi için tek tek gitmek gerekir.

Kendi tespit ettiğim sübolar derken, internete düşmemiş olan sübolardan bahsediyorum. Yani Google'a "subliminals" yazınca çıkanlardan değil.

Hadi herkese iyi günler, iyi akşamlar, görüşürüz.


* = duygusal    
sf. 1. Duygularla ilgili, duygulara dayanan

11 Kasım 2012 Pazar

Günlük

Selam gençlikler.

Genelde birçok insan gibi heveslerim dakikalık olur. İki film izleyip, “Bundan sonra çok mükemmel olucam.” diyen insanlardanım. Tabi film neyi aşılıyorsa, Fight Club’ı izledikten sonra “Çok güçlü olucam” , Fetih 1453’ü izledikten sonra “Tabi abi tarihimiz ..” konuşurum. Baya olabilcek en sıradan insanlardan birisi bile olabilirim he.




Aha işte böyle birisiyim diyebilirim. Sonradan fark ettim, herkes kendini dünyanın en zeki insanı sanıyor. “Madem herkes sanıyor, ben niye sanmıyorum ?” dedim kendime. Sonra sanmaya başladım, bu da ergenliğin girizgahıydı zaten. Ve bu düşünceden kurtulalı da çok olmadı.

İşte ergenlikte –yani 13-14 yaşlarımda- bu düşünce sağolsun her gün günlüğüme, farklı bir insan olduğumu anlatmaya çalışırdım. “Ya dünya yalansa, herkes rol yapıyorsa, bu benim sınavımsa vs.vs.” Bir de günlüğümü, -aynı filmlerdeki gibi- birisinin okumasını ve benim zeki olduğumu anlamasını isterdim.  Ve o ara bayağı konuşulan  “Truman Show” filmi çıkmıştı. 2000’den biraz sonraydı galiba. (Şimdi baktım 98’miş. Biz biraz geç izlemişiz.)  Etrafımda da benim gibi kendini zeki hisseden mallar olduğu için,  “Madem zekiyiz, neden izlemiyoruz ki” mantığıyla izleyelim dedik.

Sonra herkes birbirinden soğudu anasını satiyim. “Sen kesin onlardansın, orda gördüm ben başkasına anlatır gibi yapıyodun” vs. İnsanın aklına binlerce farklı düşünce getiren bir filmdi çünkü.

Ama benim aklıma ilk gelen düşünce daha farklıydı. “Galiba ben zeki değilim. Herkes bunu düşünüyorsa normalimdir.”

İşte bu farkındalıktan sonra da bunalım dönemi başladı. Hatırlıyorum da o dönem zaten bok gibi olan notlar biraz daha boku yemişti. Ama bir bahene olmuş olmuştu (bu ne lan) : “Ben zaten aptalım, anlayamam kapasitem bu kadar.” O ara dersleri (özellikle de matematiği) iyi olanlara Einstein gözüyle baktığımı hatırlıyorum.

Bir de insanda, sürekli karşı tarafa zeki olduğunu hissetirme içgüdüsü var sanırım. Veya sadece bende vardır bilmiyorum. İlla bir yerden çevirip zeki görünücem ya, kendime bir kılıf buldum : “Zeki olmadığımı anlayacak kadar zekiyim.”

Buradan sonra da, biraz insanları inceleyince bunun da herkesin düşünebildiği bir şey olduğunu anladım. Çaresiz kalmıştım, illa ki bir yerden dönüp zeki olmalıydım. Ama onu bulabilecek kadar zeki olmadığımı kendime yediremiyordum, kabullenemiyordum.

Sonra dedim biraz blog okuyayım. Çünkü blog insanların içinden gelenleri yazdığı yerdir.

Okuduktan sonra herkesin kendisini farklı sandığını daha iyi gördüm. Bu bir paradoks aslında, düşündüklerinin herkes tarafından düşünüldüğünü görünce, kendini normal hissedersin, ama düşündüklerin, kendinin zeki olduğu yönündedir.

Bilinçaltı küçükken oluşurmuş ya, giderek oraya atılan bilgiler azalırmış. İşte bundan yaklaşık 10 yıl önce olan şey sanırım bilinçaltımda kendine yer bulmuş. Bir günlük tutma ihtiyacının teknolojik versiyonu yani. Bu da blog oluyor. Ve size yemin ediyorum az önce baktım, Vikipedi’deki blog tanımı :

Blog (Türkçe: ağ günlüğü, günce) veya Weblog (Türkçe: Ağ kütüğü) teknik bilgi gerektirmeden, kendi istedikleri şeyleri, kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturabildikleri, günlüğe benzeyen web siteleridir.

Demek ki, blog sitesini kuran kişiler de bunları fark edip, insanın bu tür ihtiyacı olduğunu anlamışlar.

Yani sonuç olarak, burada ergen günlüğü gibi bir şey olmayacak. Herkes gibi zamanı gelince ben de sıyrıldım o tür düşüncelerden. Olması gereken bir günlük gibi, burada samimi düşüncelerim yer alacak. Zaten genelde kendimi kaptırdığımda birisinin okuduğunu, veya okuyabileceği ihtimalini unuturum. Ve bunu unuttuğum için de arada sırada hal şöyle olur:



Hadi görüşürüz.